Kapat

Avludaki Kadınlar, Bir Abdülmecid Efendi Eseri

Anasayfa
Resim Avludaki Kadınlar, Bir Abdülmecid Efendi Eseri

Tanzimat dönemi padişahlarından Sultan Abdülaziz’in oğlu Abdülmecid Efendi, hanedanın son veliahdı ve halifesidir. Abdülmecid Efendi resim, müzik, hat, edebiyat gibi sanat alanlarında eser ortaya koymuştur ve sanat koruyuculuğu yapmasıyla ön plana çıkmıştır.

Sanatçıları yönlendirme ölçüsündeki ressam kişiliği ile döneminde resim sanatına olan desteğin artmasına ve heykel sanatına karşı duyulan çekingenliğin azalmasına öncülük eden Sultan Abdülaziz’in güzel sanatlara olan ilgisi ve sevgisi, oğlu Abdülmecid Efendi (1868-1944)’ye de geçmiştir. Abdülmecid Efendi Osmanlı hanedan mensuplarının birçoğunun hobi olarak uğraştıkları güzel sanatların resim dalını akademik bir eğitim almamasına rağmen özel dersler alarak ve sanat çevresinin içinde bulunarak geliştirmiştir. Leh ressam Chelebowsky ve Ayvazousky’den ders almış ve bulunduğu yerlerde resim atölyeleri kurmuştur.

18. Yüzyılın ilk yarısından itibaren yenileşme düşünceleri başlamış, modernleşme hareketleri kendini göstermiştir. Tanzimat’la birlikte yeni bir toplum düzeni oluşturmak isteyen Osmanlı Türk aydını dikkatini -anne ve eş oluşu nedeniyle- kültürün taşınmasında önemli rol oynayan kadına yöneltmiştir. Meşrutiyet yıllarından itibaren yazılan romanlarda ve yapılan resimlerde yeni bir kadın modeli ortaya konur. Tasarlanan yeni kadın imgesi toplumun değişmesi ve dönüşmesinde taşıyıcı rol oynayacaktır. Bu süreçte gerçekleşen “kadın imgesi üzerine kurulu” yapıtlar incelendiğinde toplumsal değişimin resim sanatımıza yansıyan izleri açıkça görülecektir. Bu dönemde Osman Hamdi Bey ve Şehzade Abdülmecid’ in eserlerinde kendine güvenen, kültürlü, sanatı ve bilimi evrensel anlamda tüketen ve üreten, batılı normlara uygun kadınlar betimlenmiştir. Böylece bir yandan batılılara ne kadar batılı ve modern olduğumuz gösterilirken bir yandan da Osmanlı toplumuna bu yeni kadın tipi benimsetilmeye çalışılır.

Tanzimat’tan itibaren batılılaşmanın ölçütleri tanımlanmaya çalışılırken, kadınların mahremiyeti ve cinsiyetler arası birlikteliğin sınırları tartışma konusu olmuştur. Başka bir deyişle batıya yönelme ya da “medeniyet” bilinci, doğrudan cinsiyetler arası ilişkilere, mekan düzenlemelerine ve yaşam biçimine bağlı olarak gelişmiştir. Mahrem/namahrem, (evin) içerisi/dışarısı arasındaki sınırlamalar ve düzenlemeler Tanzimat dönemiyle birlikte sarsıntıya uğrayarak, özellikle kadınların yaşamını değiştirmeye başlamıştır.

Abdülmecid Efendi’de doğu ve batı olmak üzere iki ayrı kültürle, gelenekselin moderne dönüşüm evresinde eserler ortaya koymuştur. Saray kadınlarını, Avrupai giysili genç kızları, aile üyelerinin portrelerini ayrıca saray kadınlarını resmederek kendi haremini tanıttığı bilinmektedir. Resimlerde doğu ve batı kültürlerine ait imgeler ve kıyafetler içinde gösterilmiştir. Batı’nın merak ettiği, Doğu ve harem hayatı onun resimlerinde de gösterilmiştir. Abdülmecid Efendi’nin harem hayatını konu alan resminde kadınları yarı çıplak halde resmetmesi dikkat çeker. Kaynaklara göre sanatçı, bu konuda başka resimlerde yapmıştır. Bu resimlerden biri de “Avludaki Kadınlar” (Resim 1) tablosudur. Yalnız uzun süre bu tablonun Abdülmecid Efendi’ye ait olup olmadı konusunda tartışmalar vardı.

Resim 1: Avludaki Kadınlar

Beşir Ayvazoğlu’na göre bu tablo Abdülmecid Efendiye ait değildi. Ona göre bu resim Fransız ressam Gustave Boulanger’e veya onu ustaca taklit eden başka bir ressama aitti. Düşüncesini, “Abdülmecid Efendi’ye ait olduğu iddia edilen tablo, Gustave Boulanger’nin mesela Sarayda Harem, Yıkananlar, Köle Pazarı (Resim 2) ve Pompeii’de Bir Yaz Hamamı adlı tablolarıyla karşılaştırılırsa birbirine benzeyen birçok ayrıntı görülecektir. Avluda Kadınlar tablosunun tam ortasında çeşmenin yanında çömelmiş kadın figürünün (Resim 3) neredeyse aynısı Köle Pazarı’nda, geniş yapraklı ağacın bir benzeri Sarayda Harem’de, çiçeklerin sarıldığı sütunların benzerleri de Pompeii’de Bir Yaz Hamamı resminde vardır. Bu tabloların üçünde, Avluda Kadınlar’daki gibi yerde serili ve perde gibi kullanılan birbirine benzer halılar göze çarpmaktadır.

Hemen her resmine bir de siyahi cariye konduran Boulanger’nin akademik üslûbu benzerlerinden rahatlıkla ayırt edilebilir.

Amatörlüğü aşmış bir ressam olmakla beraber, üslûbundaki naifliği hemen fark edebileceğiniz Abdülmecid Efendi’nin herhangi bir tablosuyla Boulanger’nin herhangi bir tablosunu yan yana koyunuz; ikisinin aynı fırçadan çıktığını söylemenin imkânsız olduğunu göreceksiniz. Abdülmecid Efendi aptal mıdır ve harem bilmediği bir mekân mıdır ki, hayali harem sahnelerine iltifat etsin. Tabloyu gençliğinde yaptığı iddia ediliyor. Peki, gençliğinde ulaştığı teknik ustalık, yaşlılığında yaptığı tablolarda niçin yok?” şeklinde ifade etmiştir.

Ancak Abdülmecid Efendi’nin sanatsal üslubu değişkendir. 19.Yüzyılın sonlarından 1914 yılına kadar Akademik bir anlayışla çalışmasına rağmen bu tarihlerden sonra resimlerinde serbest fırça hareketleri ve izlenimci sanatçıların üsluplarına yakınlaştığı söylenebilir ve Abdülmecid Efendi’nin başkalarının eserlerini kopyalayarak ortaya koyduğu resimlerinde olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı Beşir Ayvazoğlu’nun bahsettiği, Boulanger ile Abdülmecid Efendi‘nin tablolarındaki benzerlikler bir iddia olmaktan öteye geçememiştir.

Resim 2: Köle Pazarı
Resim 3: Avludaki Kadınlar

Hatasını anlayan Beşir Ayvazoğlu 26 Ekim 2017’de verdiği bir demeçte, “Avluda Kadınlar’ın Abdülmecid Efendi’ye ait olamayacağını yıllar önce ben iddia etmiştim, yalnız halife unvanını taşıyan bir Osmanlı’nın nü resim yapmayacağı görüşünden değil, diğer resimlerindeki üslûbundan hareketle… Haremin tasvir edildiği iddia edilen söz konusu tabloda imzası yoktu. Haremin içinde büyümüş bir şehzadenin Harem’i böyle tasvir etmesinin mümkün olmadığını da düşünüyordum. Ayrıca tablo, meşhur oryantalist ressam Gustave Boulanger’nin bazı tablolarından alınan detaylar birleştirilerek vücuda getirilmiş gibi görünüyordu.

Söz konusu yazım yayımlandıktan sonra, Dolmabahçe Sarayı’ndan değerli bir uzman, Halife Abdülmecid Efendi Kütüphanesi’ndeki bir albüme dikkatimi çekti. Meğerse son halife, yaptığı bütün resimlerin fotoğraflarını çektirerek bir albümde toplamış (Envanter 11/1244). Söz konusu albümde “Avluda Kadınlar” tablosunun fotoğrafı da vardır (Resim 4) ve bu fotoğraf tartışmaya son noktayı koymuştur.” demiştir.

Resim 4: Avludaki Kadınlar Resminin Fotoğrafı

Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’nda da, Abdülmecid Efendi’ye ait birkaç imzalı örnek dışında, çoğu imzasız ve ayrılış sebebi ile bitirmeye fırsat bulamadığı tabloları, resim ve eskizleri, resim defterleri, resimlerinde faydalandığı bir kısmı tablolarda kullanılmak üzere karelenmiş fotoğraf ve resim baskıları ile çeşitli resim malzemelerinden oluşan zengin bir koleksiyonda bulunmaktadır.

Ancak bunların da gerçeği yansıtmadığı düşünenler vardır. Çünkü sarayda yaşayan kişiler anılarında kadınların Kur’an okuyup, önemli eğitimlerden geçtiklerini anlatmaktadır. Buna karşın Neslişah Osmanoğlu‘nun biyografi kitabını yazdığı sırada Murat Bardakçı ile aralarında bahsi geçen “Avludaki Kadınlar” tablosundaki bazı kadınları Neslişah Sultan’ın bizzat tanıdığını söylemiştir.

Murat Bardakçı’da bir köşe yazısında “Abdülmecid Efendi modern bir insandı, denize mayo ile giriyordu, zamanının modern sanatları ile alâkadar olmuştu, besteciliğinin yanı sıra resim de yapmıştı ve resminde kadının çıplaklığına yer vermesi de ne derece çağdaş olduğunu gösteriyordu…”, “Çağdaş olmanın ölçüsü, resimde çıplak kadınlara yer vermekti ve böyle yapan ressam halife bile olsa çağdaşın da çağdaşı sayılırdı!”, “Ama, resim tarihimizde önemli yeri olan bu tablonun bir başka özelliğine pek dikkat edilmedi: Abdülmecid Efendi, tabloyu 1899 senesinde henüz şehzade olduğu, günün birinde taht sırasında yer alma ihtimalinin hiçbir şekilde bulunmadığı, hattâ halifeliğinin hayal bile edilemeyeceği bir dönemde yapmıştı…  1899’da tahtta Sultan Abdülhamid vardı ve Abdülmecid Efendi henüz 31 yaşında idi. O sırada “taht sırası” düşüncesini bir tarafa bırakın, “veliahd” kavramı bile yoktu, Abdülmecid Efendi’nin önünde kendisinden yaş bakımından oldukça büyük şehzadeler bulunuyordu ve Ortaköy’deki Feriye Sarayları’nın bir dairesinde yaşayan, sonra Çamlıca’daki köşküne kapanan Abdülmecid Efendi’nin ismi tabloyu yaptığı tarihte devlet protokolünün üst sıralarında bile yer almazdı…”, “Abdülmecid Efendi’nin tek “nü” tablosu… Avluda Kadınlar’ı değildir, böyle başka eserleri de vardır…” demiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açık erişim dijital arşivinde bulunan bir albümde, Abdülmecid Efendinin kendi yaptığı düşünülen eserlerin fotoğrafları bulunmaktadır (Resim 5-6-7). Avludaki Kadınlar isimli eser de bu albümün içindedir (Kaynak 4).

Sonuç olarak, Osmanlı Hanedanının son veliahdı ve halifesi Abdülmecid Efendi profesyonel olarak resim sanatıyla ilgilenmiş, Doğu-Batı kültürlerini sentezlemiş ve eserlerinde bu doğrultuda imgeler kullanmıştır. Erken tarihli eserlerinde oryantalizmin etkisi görülmüştür. Bu eserlerden biride “Avludaki Kadınlar” resmidir. Bu resmi ile çıplak kadın figürleri ve nü kullanması dönemin Türkiye’sinde ilerici bir yaklaşımda bulunmuştur.

Resim 5
Resim 6
Resim 7

        KAYNAK

  • Meryem Uzunoğlu – Cumhuriyetten Günümüze Toplumsal Değişimin Türk Resim Sanatında Kadın İmgesine Yansıması
  • Osmanlı Hanedanı’ndan Bir Ressam Abdülmecid Efendi
  • Eylem Yağbasan – Halife Abdülmecid Efendi ve Sanatı
  • Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açık Erişim Dijital Arşivi: https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/2272
  • https://dogrula.org/avludaki-kadinlar-tablosunun-halife-abdulmecide-ait-oldugu-iddiasi/
  • https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/883726-halifenin-nu-tablosu
  • http://www.radikal.com.tr/kultur/halife-abdulmecid-aptal-midir-1154982/
  • https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2017/10/26/besir-ayvazoglu-avludaki-kadinlar-abdulmecid-efendinindir/
  • https://www.tarihlisanat.com/sehzade-abdulmecid-efendi-beethoven/
Bizi Takip Et