Gönderen Konu: Hitit tarihi  (Okunma sayısı 6150 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hitit tarihi
« : 20 Aralık 2010, 21:25:20 »
Hititler, M.Ö. 2000 – 1200 yılları arasında Anadolu’nun büyük bir kesiminde ve Kuzey Suriye’de hüküm sürmüşlerdir. Hititlerin konuştukları dil Hint - Avrupa ailesine aitti ve Anadolu’ya olasılıkla Kafkasya’dan gelmişlerdi. Krallıklarının kuruluşundan birkaç yüzyıl önce Anadolu’ya geldiler ve yerli halk olan Hattiler arasında zamanla güç kazanarak Hitit devletini kurdular. Hititler Orta Anadolu’da, yani Hatti ülkesinde varolan köklü birikime sahip çıkarak ve diğer yakındoğu uygarlıklarından etkilenerek yeni bir kültür bireşimi oluşturdular.

M.Ö. 1650 / 1600’lerde, adı Hattuşa’lı anlamına gelen Hattuşili, bugünkü Çorum sınırları içinde kalan Boğazköy / Hattuşa’da ilk Hitit krallığını kurdu. Ardılı I. Murşili zamanında krallığın sınırları Anadolu dışına taştı; güneyde Halep alındı, Babil’e dek inildi. Bu tarihten sonra inişli çıkışlı bir politik başarı sergileyen Hititler, M.Ö. 14. yy.’ın ortalarında tahta çıkan genç ve dinamik I. Şuppiluliuma döneminde en parlak dönemlerini yaşadılar.

M.Ö. 13. yy.'da yakındoğunun önemli imparatorluklarından biri haline gelen Hitit devleti, Doğu Akdeniz’de gücünü kanıtlamak isteyen Mısır ile bir sürtüşme içine girdi. Bu sürtüşme, M.Ö. 1285 yılında Kuzey Suriye’deki Kadeş kenti yakınlarında Muvatalli yönetimindeki Hitit ordusuyla, II. Ramses yönetimindeki Mısır ordusunun giriştikleri savaşla doruğa ulaştı. Kesin bir yengi olmasa da, Hititler bu savaşı kazandılar. Kadeş savaşından sonra M.Ö. 1269 yılında imzalanan barış antlaşması, günümüze dek gelen en eski resmi yazılı antlaşmadır. Bu tarihte dünyanın önemli devletleri Babil, Asur ve belki de Miken federasyonu idi. Hititler ve Mısırlılar ise dünyanın süper güçleri idi.

Bu parlak dönemden yüzyıl kadar sonra M.Ö. 1200’lerde Hitit İmparatorluğu, batıdan gelen Deniz Halklarının istilasıyla yıkıldı ve başkent Hattuşa terk edildi.

Merkezi Hitit devletinin çöküşünden sonra, tunç çağlarının bitip demir çağının başladığı bu dönemde, Orta Anadolu’da yarı göçebelerin yaşadığı ve Karanlık Çağ adı verilen bir dönem başladı. Anadolu’nun güneydoğusunda ise M.

KAÖ. 1100 –700 arasında Geç Hitit Krallıkları adı verilen küçük kent devletleri varlıklarını sürdürdüler. Ancak bu bölgede merkezi bir Geç Hitit devleti kurulmadı.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hitit tarihi (kronoloji)
« Yanıtla #1 : 20 Aralık 2010, 21:26:27 »
(Tüm  tarihler milattan öncedir)   
     
3200                   Anadolu'da erken tunç çağının başlangıcı.   
2500                   Hatti diline ait ilk kayıt.   
2500  – 2000      Kızılırmak  havzası içinde Hatti rahip beylerinin güçlenmesi.   
2250  – 2000      Hint  – Avrupa'lıların Karadeniz'in Kuzeyinden Avrasya'ya yayılmaları.   
2300                   Urkis kentinde (Mardin'in güneyinde) Hurri diline ait ilk kayıt.
2200                   Hititlerin Hatti ülkesine olasılıkla Kafkasya yönünden göç  etmeleri. Alacahöyük buluntularının Maikop kültürüyle benzerlikleri göç  yolu için Kafkasya yönü olasılığını güçlendirmektedir. Hititlerin akrabası olan  Luvi'ler ve Pala'ların da Hititler de aynı zamanda Anadolu'ya geldikleri düşünülmektedir.   
2100  – 2000        Hititlere ait Alacahöyük (Hitit kenti Arinna?) güneş kursları.   
2100  – 1900         Hitit prens ve prenseslerine ait Alacahöyük kral mezarları.   
~2000                 Hititlerce Arzava ülkesinin dili olarak anılan Luvi dilinin Güney ve  Batı Anadolu'da yaygınlaşması. Pala dilinin Kuzey Anadolu'da yaygınlaşması.  Hurri dilinin Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yaygınlaşması.   
1900  – 1800         Anadolu'da Asurlu tacirlerin etkinlik dönemi, Kaneş ve Hattuşa'da  Asur Karum'ların kurulması. Asurlular Asurca limanrıhtım anlamına gelen karumlarda  belirli bir serbestlikle yaşayıp ticareti denetliyorlardı. Asur'dan Anadolu'ya kalay ve dokuma,  Anadolu'dan Asur'a da bakır, gümüş ve altın  satımı vardı. Ticaret kervanlarında eşekler kullanılıyordu. Bu çağda 1  kg gümüş, 70 kg bakıra; 1 kg altın 8 kg gümüşe; 1 kg demir, 5 kg altına  eşdeğerdi.   
1750                    Anitta'nın Kuşşar'da (Aksaray'ın batısındaki Acemhöyük)  kral oluşu. Hitit krallığının doğuşu. Bu tarihten Telipinu'nun kral  olduğu 1530'lu yıllara kadar geçen dönem Hitit tarihinde “Eski krallık”  dönemi olarak adlandırılmaktadır.   
1750  – 1700         Anitta'nın Karadeniz kıyısındaki Zalpuva kentini ve Hattuşa'yı  ele geçirmesi. Kuşşar kralı Anitta'nın Neşa (=Kaneş, =Alişar) kentini  ele geçirmesi. Bu çağda Kuşşara ve Kaneş kentlerinin nüfusunun 10000  civarında olduğu söylenebilir.   
1660  – 1630         I. Hattuşili'nin krallık dönemi. Hattuşili  Hattice Hattuşlu anlamındaydı. Hattuşili Hitit başkentini Kuşşar'dan  Hattuşa'ya taşıdı. Hitit ordusu ilk defa Hattuşili önderliğinde Fırat  nehrini geçti. Yine bu dönemde Hatti dili yalnızca Hitit tapınaklarında  okunan ve ilahilerde yaşayan ölü bir dil durumuna geldi.   
1630                    I. Hattuşili Halpa'daki (bugünkü Halep) Yahmad krallığı ile  savaşırken (belki de bir çarpışma sırasında) öldü. Yerine I. Murşili kral  oldu. Murşili'nin I. Hattuşili'nin varisi olduğu halde, onunla akrabalık  bağı olduğu kesin değildir. Huzziya'dan başka oğlu olmayan Hattuşili,  Murşili'yi öz oğlunun kendisine karşı bir komplo içinde olduğunu görünce  ardıl olarak seçmiştir.                   
~1610                   Murşili Halpa'yı ele geçirdi ve ganimetleriyle Hattuşa'ya döndü.  Halpa bu tarihten sonra Hitit krallığının değişmez bir parçası oldu.   
~1600                  Murşili gerileme döneminde olan Babil'in büyük Amori Krallığına  saldırdı ve Babil'i ele geçirdi. Babil'li tarihçiler bu olayı “Samsuditana  zamanında Hatti'nin erkekleri Akad ülkesine karşı yürüyüşe geçti”  şeklinde anlatmaktadırlar. Bu saldırıdan sonra en ünlü kralı Hammurabi  olan Birinci Babil Hanedanlığının sona erdi.   
Murşili,  eniştesi olan Hantili ve Hantili'nin kayınbiraderi Zidanta tarafından  kurulan bir komplo ile öldürüldü. Hantili'nin kral oluşu. Hantili  Luvice bir addı.   
1570  – 1535       Zidanta, Ammuna ve  Huzziya'nın krallık dönemleri. Hitit krallığında  iç karışıklıklar ve krallık ailesi içindeki çekişmeler sonucunda  merkezi otorite azaldı. Kutsal Nerik kenti Karadeniz kıyılarında yaşayan göçebe  Kaşkaların eline geçti. Barbar ve savaşkan bir halk olan Kaşkalar Hititlere  karşı imparatorluğun sonuna dek kuzeyde  bir tehdit olarak kaldılar. Hitit toprakları Hattuşa ve çevresine dek küçüldü.   
1535  – 1510        Telipinu'nun krallık dönemi ve büyük imparatorluk devrinin başlangıcı...  Telipinu Hitit tahtına çıkış koşullarını düzenlediği bir ferman yayınladı.  Arzava ülkesiyle ile bir antlaşma yaptı ve merkezi otoriteyi yeniden kurdu.     
Bu  çağda başkent Hattuşa'nın nüfusunun 30000 civarında olduğu söylenebilir.   
Kuzey  Suriye'de Mitanni devletinin kuruluşu. Mitanni devletinin kralları Hint –  Avrupa'lı, yerli halkı ise Hurrilerdi. 
Luvi  dilinin Orta Anadolu'da yaygınlaşması.           
1510  – 1460        Alluvamna, II. Hantili, II.   Zidanta ve II.  Huzziya'nın krallık dönemleri.  Hitit devletinin gücü bu dönemde de azaldı ve güney – güneydoğu   Anadolu'da Hitit etkisi azaldı. Mitanni devleti bu dönemde Mısır'dan  sonra Ortadoğu'nun en güçlü devleti konumuna geldi.   
1400  – 1300        Mikenlerin Batı  Anadolu'da Hititlerin Ahhiyava adını verdiği  siyasal birliği kurmaları.   
1450  – 1350        Mitanni yönetiminde Hint – Ari soylularının egemen olması.   
~1450                 Mısır  firavunu II. Thutmosis'in Mısır'ın etki alanını Karagamış'a dek  yayması.   
1460  – 1440        II.  Tuthaliya'nın krallık dönemi. Tuthaliya  Hattice kutsal bir dağın adıydı. Tuthaliya Mitannilere ilişki kurup  Hititlerle bağını koparmak isteyen Halpa kentini yıktı. Bu dönemde Mitanni  krallığı Mısır'la ittifak kurmak için Mısır firavunu II. Amenofis'e elçiler gönderdi.  Hititlere karşı olan bu ittifak kısa süre sonra diplomatik bir  evlilikle de desteklendi.   
1440  – 1400        Tabarna Arnuvanda – Tavananna Aşkmunikal kardeşlerin (üvey, ya da  evlatlık?) yönetimi. Arnuvanda Hattice kutsal bir dağın adıydı. Aşmunikal  Hurrice bir addı ve bu tarihten sonraki tüm Hitit kraliçelerinin adları  Hurrice'dir.   
Kaşkalar  Kızılırmak havzasındaki pek çok Hitit kentini yağmaladılar ve Hattuşa'ya  dek geldiler.   
1400  – 1370        III. Tuthaliya ve oğlu genç  Tuthaliya'nın krallıkları. Genç Tuthaliya'nın kısa süren hükümranlığı sırasında Hatti ülkesi Kaşka,  Arzava ve Doğu bölgelerinden saldırıya uğradı. Bu kritik zamanda III.  Tuthaliya'nın komutanı Şuppiluliuma krallığın başına geçti.   
1400  – 1300        Alacahöyük yontu eserleri.   
1370  – 1335        Büyük imparatorluğun ilk güçlü kralı  I. Şuppiluliuma'nın krallık  dönemi. Şuppiluliuma, adı Hititçe olan ilk Hitit kralıdır. Şuppi Hititçe saf, luli   ise kaynak anlamında; Şuppiluliumasaf kaynaklı demekti.   
Şuppiluliuma  Arzava kralı ile kızını evlendirerek Güney'deki durumunu güçlendirdi.  Kuzeydoğudaki Hayaşa, güneydeki Kizzuvatna ve güney Suriye'deki Amurru  krallıkları da diplomasi yoluyla Hititlere bağlandı.   
Komşu  küçük   krallıklarla ilişkiler düzeltilince Mitanni ile Hititlerin karşılaşması  kaçınılmaz oldu. Şuppiluliuma Mitanni'ye karşı yürttüğü ilk seferde  başarısız oldu ve geri çekilmek zorunda kaldı. Mitanni kralı Tuşratta  eline geçen ganimeti Mısır firavunu III. Amenofis'e gönderdi. Ancak   Şuppiluliuma  ikinci savaşa daha iyi hazırlandı. Hititlerin planı Fırat nehrini Kuzey  Suriye'deki Mitanni savunma hattının kuzeyinden geçerek Mitanni'yi  arkadan vurmaktı. Bu doğrultuda Doğu Anadolu'daki Hayaşa krallığıyla  anlaşma yapıldı ve Hitit ordusu Torosların kuzeyinden kuzey-doğu   Suriye'ye indi. Şuppiluliuma Tuşratta ile yaptığı ikinci savaşta   başarılı  oldu ve Mitanni başkenti Wassukanni'yi ele geçirdi. Şuppiluliuma Mitanni  seferini güneye doğru sürdürdü ve bir yıl içerisinde Lübnan dağlarına  dek tüm Hurri ülkesini ele geçirdi. Ugarit kralı II. Niqmandu ile   antlaşma  yapılarak Ugarit kenti vasal duruma getirildi. Şuppiluliuma,   Tuşratta'nın  oğlu Maltiwaza'yı kukla kral olarak Mitanni'nin başına geçirdi. Böylece  Mitanni devleti yıkılarak, Asur ile Hatti ülkesi arasında Hitit uydusu   bir  tampon devlet yaratılmış oldu. Bu tarihlerde Akhenaten'in dinsel   reformlarıyla  meşgul olan Mısır, Hititlerin yayılmasına müdahale edemedi.   
Büyük  Suriye seferi dönüşü Hititler Kargamış kentini ele geçirdi. Şuppiluliuma  Kargamış ve Halpa kentlerinin yönetimlerini oğulları Şarrikuşuh   ve Piyassili'ye verdi.   
1360                    IV. Amenofis'in (Akhenaten) Mısır firavunu oluşu. Şuppiluliuma  Amenofis'e armağan olarak ikibuçuk kilo ağırlığında gümüşten yapılmış  beş hayvan şekilli kap (rhyton) ve başka gümüş eserler gönderdi.   
1338                   Mısır firavunu  Tuthankhamon'un (1347 – 1338) dul karısı  Ankhesenpaam I. Şuppiluliuma'ya bir mektup yazarak kralın oğullarından  birini kendisine eş olarak istedi.   
I.  Şuppiluliuma'nın Mısır kraliçesine eş olarak gönderdiği oğlu Zannaza  Mısır yolunda belirsiz bir biçimde öldürüldü.   
1335                   Şuppiluliuma  Filistin'den Hattuşa'ya getirilen tutsakların yaydığı  vebadan öldü, yerine en büyük oğlu II. Arnuvanda geçti ancak onun  da birkaç yıl içinde aynı hastalıktan ölmesiyle, Arnuvanda'nın kardeşi küçük  yaştaki II. Murşili'nin krallık dönemi başladı. II. Murşili'nin tarihçesinde  bu olay şöyle anlatmıştır: “Hitit ülkesinin düşmanları şöyle düşündüler:  Hatti ülkesinin kralı kahraman bir kral idi. O düşman ülkelerini yendi. O  tanrı oldu [öldü]. Babasının tahtına oturan oğlu, o da eskiden bir  kahramandı. O hastalandı, o da tanrı oldu. Şimdi babasının tahtına oturan  ise bir çocuktur. Hatti ülkesinin topraklarını koruyamayacak...”     
1335  – 1315         Şuppiluliuma'nın ölümüyle  Anadolu ve Suriye'de Hitit otoritesi  sarsıldı ve komşu vasal krallıklar isyan ettiler. II. Murşili Arzava'ya kraşı sefere çıktı ve  Arzava'yı yendi. Ahhiyava'ya sığınan  Arzava kralı Hititlere teslim edildi. II. Murşili, Halep ve Kargamış  kentleriyle, Mitanni ve Amurru tampon devletlerindeki statükoyu koruyarak,  Suriye'deki Hitit egemenliğini sürdürdü.   
Kaşkalar  bu dönemde kabile düzeninden sıyrılıp merkezi yönetime yöneliyorlardı.  II. Murşili Kaşkaları yendi ve Kaşka kralı Pihhuniya'yı tutsak etti. II.  Murşili krallığı boyunca Kaşkalara karşı yapılan 10 sefer kaydedilmiştir.  Bu seferler başarılı olmasına karşın, düşmanın göçebe niteliğinden  ötürü hiçbirinde kesin sonuç alınamamıştır.   
II.  Murşili kendi dönemini geriye bakışlarla anlatan bir tarihçeyi tabletlere  yazdırdı.   
1315  – 1282        Muvatalli'nin krallık dönemi. Muvatalli Luvi dilinde  Fırtına Tanrısı'nın  bir adıydı. Kral kardeşi (III.) Hattuşili'yi Kuzey Anadolu bölgesinden  sorumlu komutan olarak görevlendirdi. Zaman zaman aralarında bazı sürtüşmeler  olsa da, Muvatalli Hattuşili'ye her zaman saygı gösterdi ve Hattuşili başarılı  oldukça onun yetki ve ünvanlarını arttırdı.     
Hattuşili  kuzeydeki Kaşkaları iyice sindirdi ve kutsal Nerik kentini geri aldı. Kaşkalar  bu tarihten sonra imparatorluğun yıkılışına dek Hititler için önemli bir  tehlike yaratamadılar.   
Muvatalli  Viluşa (Troya ?) prensi Alaksandu ile bir antlaşma yaptı ve Hititlerin yapacağı  büyük savaşlar için Viluşa'dan yardım sözü aldı. Muvatalli devrinde  Batı Anadolu kısmen Hitit egemenliğine girdi.   
Muvatalli  Mısır ile süregiden gerginliğin bir savaşla sonuçlanacağını hesaplıyordu  ve bu doğrultuda, güneye yapılacak bir sefer için başkenti Hattuşa'dan  daha güneydeki Tarhuntaşşa'ya taşıdı (Tarhuntaşşa neresi bilinmiyor).   
1290                   II.  Ramses   Mısır firavunu oldu. Mısır krallığı II. Ramses'le birlikte  Hititlere karşı daha saldırgan bir politika izlemeye başladı. Güney   Suriye'deki Amurru Devleti Hititlerle olan vasallık ilişkisini bozdu: “Bugüne  dek sadık hizmetkardık, ama artık değiliz.”   
1285                   II. Ramses komutasındaki Mısır ordusu, Muvatalli – Hattuşili  komutasındaki Hitit ordusuyla Kadeş yakınlarında karşılaştı. Hitit  ordusu Mısır kaynaklarına göre 3500 araba, 17000 yayadan oluşuyordu. Mısır  ordusunun da yaklaşık olarak aynı güçte olduğu tahmin edilmektedir. Mısır  kaynaklarında da belirtildiğine göre Hitit ordusu şu ülkelerin  askerlerinden oluşuyordu: "Hatti, Nahrina (Hurri ülkesi), Arzava, Pidasa (Hattuşa'nın  güneybatısı), Dardanoi (Batı Anadolu'da), Masa (Lydia bölgesinde),  Karkisa (Batı Anadolu'da), Lykia, Viluşa, Aravanna (Sakarya'nın doğusunda),  Kaşka, Kizzuvatna, Kargamış, Halpa, Kadeş ve Hayaşa". Bağlaşıklar  listesinde Hititlerin geleneksel düşmanlarının da yeralması, Muvatalli'nin diplomatik gücünü göstermektedir.     
Mısırlılar  Amon, Re, Ptah ve Seth adlı arkaya arkaya giden dört tümenle kuzeye yönelmişti.  II. Ramses Amon tümeninin başındaydı. Ramses, Orontes (Asi) ırmağını geçmeden  Hitit ordusundan kaçtıklarını söyleyen iki casus Ramses'e Hitit ordusunun  uzakta, Halep yakınlarında olduğunu söyledi. Oysa Muvatalli Kadeş yakınlarında  pusuda bekliyordu. Ramses, ırmağı aştı ve Asi Ovasında ilerleyerek Kadeş'in  kuzeybatısında diğer tümenleri beklemek üzere durdu. Bu sırada Re tümeni  ırmağı geçmekte, Ptah ve Seth daha güneyde ilerlemekteydi. Bu sırada  Hititler Re tümenine baskın yapıp birliği dağıttılar, ardından Amon tümenini  sıkıştırdılar. Ancak arkadan yetişen Mısır birlikleriyle Hitit ordusu  geri çekildi ve Mısırlılar mutlak bir bozgundan kurtuldular. Hititler savaşı  kazanmalarına karşın kesin bir sonuç alınamadı. Savaştan sonra Ramses  ordusuyla Mısır'a çekildi. Hititler Şam'a dek ilerlediler ve Amurru  yeniden Hitit vasallığını kabul etti.   
1284                    Hattuşili İştar rahibesi Puduhepa ile evlendi. Puduhepa, III. Hattuşili'nin  hükümdarlığında krallığın daha teokratik bir yapı kazanmasında ve  Hurri kültürünün etkinlik kazanmasında rol oynadı.   
1282                   Muvatalli'nin ölümünden sonra oğlu Uhri – Teşup III. Murşili adıyla  Hitit kralı oldu. Başkent yeniden Hattuşa'ya taşındı. Murşili güçlü  amcası Hattuşili'nin egemenlik alanını ve yetkilerini kısıtlamaya çalıştı.     
1275                   Hattuşili Hattuşa'nın ileri gelenleri ve İştar rahiplerinin de  desteği ile Uhri – Teşup'u yenip, III. Hattuşili olarak kral oldu. Hattuşili'nin  esiri olarak Nuhaşşa kentine götürülen Uhri – Teşup Mısır'a kaçtı.  Mısır'la yapılan uzun yazışmalar, onun geri getirilmesini sağlamadı.   
1269                   Mısır ile Hitit imparatorlukları arasında Kadeş barış antlaşması  gümüş tabletlere yazdırıldı. Kadeş barışında iki ülke arasındaki  sonsuz barış dileği yanında, iki ülkenin zor durumlarda birbirlerine asker  göndermeleri, kaçakları iade etmeleri de yeralmaktaydı. Mısır firavunu ve  Hitit kralı birbirlerini eşit olarak kabul ediyorlar ve birbirlerine 'kardeşim'  diye hitap ediyorlardı. Hitit imparatorluğunun sonuna dek sürecek olan bu  dostluğun bir nedeni de iki ülkeyi de kaygılandıran doğudaki Asur'un yükselişiydi.   
1256                    Hattuşili büyük kızını II. Ramses'e başkadın olarak eşliğe  verdi. Ona Mısırca Maatnefrure adı verildi.   
1250  – 1220        Hattuşili'nin ölümü ve  Puduhepa'nın oğlu IV. Tuthaliya'nın  krallık dönemi.   
IV.  Tuthaliya Assuva (olasılıkla Lydia) bölgesine sefere çıktı, kral Malaziti'yi  (olasılıkla Heredotos'daki Meles)  yendi ve Sardeis'i yıktı. Sefer dönüşünde İzmir yakınlarındaki  Karabel mevkisinde bir zafer anıtı diktirdi.   
Alaşiya  (Kıbrıs) krallığı Hitit vasallığını kabul etti ve Hititlere altın ve  bakır olarak vergi ödemeye başladı.   
Asur  ile gerginlik gün geçtikçe tırmanıyordu. Hititler Ugarit ve Amurru krallıklarını  Asur ile arada tampon olarak düşünüyordu ve bu doğrultuda Amurru ülkesinin  Asur ile ticareti yasaklandı. IV. Tuthaliya'nın Amurru ile yaptığı antlaşmada,  Mısır, Babil ve Asur ülkesi krallarını kendisiyle eşit konumda saymıştır.  (Tableti yazan katibin bu ülkelere Ahhiyava'nın adını da eklemiş, ancak  sonradan  üstünü karalamış  olması ilginç bir noktadır).   
Kilikya  bölgesinde kuraklık ve açlık yaşandı. Mısır firavunu Merneptah Hititlere  tahıl yüklü gemiler gönderdi.   
1250  – 1220        Yazılıkaya açık hava kutsal alanının doğuşu.   
1240                   Troia VII a uygarlığı deniz halkları tarafından yıkıldı.   
1220  – 1200        Tuthaliya'nın oğlu III.  Arnuvanda'nın krallık dönemi. Batı Anadolu'daki pek çok küçük krallık Hititlere karşı bir bağlaşıklık  içine girdi.   
~1210                  Bilinen son Hitit kralı II. Şuppiluliuma'nın kral oluşu.   
1200                   Deniz halkları batıdan Anadolu içlerine geldiler.  Akdeniz'de Hitit  gemileri düşmanla savaştılar ve yenildiler. Deniz halkları Alaşiya'yı  (Kıbrıs) aldılar. Hattuşaş ve Ugarit yakıldı. Hitit imparatorluğu yıkıldı.  Mısır Firavunu III. Ramses bu olayı şöyle anlatmıştır: ".....birdenbire  devletler yıkılıp dağıldılar. Hiçbir ülke onların silahları karşısında  dayanamadı: Hatti, Kizzuvatna, Kargamış, Arzava, Alaşiya...."   
1200  – 1000          Hititlerin Luvi nüfusunun yoğun olduğu Kuzey Suriye'ye göç etmesi.  Bölgede Arami, Hurri, Luvi ve Hitit kültürel bireşimiyle, Hititlerin yönettikleri  kent devletleri güçlenmeye başladılar: Halpa (Halep), Kargamış, Samal  (Zincirli), Hattina (Amuk), Gurgum (Maraş), Hamat (??).     
1110                    Asur kralı I. Tiglat-Pileser Fırat nehrini geçerek  "Hatti ülkesine"  girdi. Bu tarihte artık Hatti ülkesi olarak kastedilen yer daha çok Kuzey  Suriye ve Kilikya idi. Asur kralı seferin dönüşünde olasılıkla Kargamış  kentinin kralı olan "Hatti kralı İhni-Teşup"tan sadakat yemini aldı.     
1050  – 850         Geç Hitit uygarlığında geleneksel Hitit biçemi.   
876                    Asur kralı Asur-Nasir-Pal ordusuyla Fırat'ı geçti ve Kargamış  kenti Asur'a yirmi talent gümüş değerinde ağır bir vergi ödemeyi kabul  etti.   
858                    Asur Kralı Şalmaneser ordusuyla Fırat'ı geçti. Kargamış, Patina,  Bit Adini ve Samal kentleri birleşerek bu saldırıya karşı koymaya çalıştılar,  ancak yenildiler ve Asurlar tüm Kuzey Suriye'yi istila etti.   
853                    Geç – Hitit Kent devletleri Hamat ve Şam krallıklarının önderliğinde  Asur Kralı Şalmaneser'in Suriye seferine karşı koydular ve Asurlular  seferden vazgeçti.   
850  – 750           Geç Hitit uygarlığında Asur biçemi.   
800  – 700            Geç Hitit uygarlığında Aram biçemi.   
750                    Yunanlar  Antakya'nın güneyinde Poseideion (Al Mina) kolonisini  kurdular. Geç Hitit eserleri bu tarihten sonra Yunanistan ve Batı Anadolu'da  görülmeye başlandı.   
743                    Asur kralı III. Tiglatpileser dört Suriye ülkesiyle (Agusi, Melida,  Gurgum ve Kummuh) birleşmiş Urartu ordusunu Halfeti yakınlarında yendi.  Asurlar Güneydoğu Anadolu'da yayıldılar.   
717                     Asurlar Kargamış'ı topraklarına kattı.   
700                     Geç – Hitit kent devletleri tümüyle Asur egemenliğine girdi.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hitit tarihi - Heredotos'un Tanıklığı
« Yanıtla #2 : 20 Aralık 2010, 21:38:55 »
Bir Hitit anıtına ilişkin en eski betimlemeyi Herodotos yapmıştır. Anıt bugünkü İzmir’in doğusunda Karabel geçidindeki bir kaya üzerine oyulmuş bir kabartmadan ve yanındaki hiyeroglif yazılardan oluşuyordu. Herodotos anıtta betimlenen kişinin Mısır firavunu Sesostris olduğunu sanıyordu: "…Mısır kralı Sesostris’in baş eğdirdiği ülkelerde diktirdiği sütunlara gelince, bunların çoğu kaybolmuştur; ayakta kalmış olanlarını, üzerlerine işlenmiş kadın üreme organları ve yazılarıyla birlikte, Filistin Suriyesi’nde gözlerimle gördüm. Ayrıca İonia’nın iki yerinde, bu savaşçının kaya üzerine işlenmiş resimleri vardır, birisi Phokaia – Ephesos yolu üzerinde, öbürü Sardeis’ten Smyrna’ya uzanan yol üstündedir; bu iki yerde de iki buçuk dirsek yüksekliğinde bir heykel oyulmuştur, sağ elinde kargı, sol elinde yay tutar; öbür donatımları da gösterilmiştir; Mısır ve Ethiopia karakteri taşır…” Herodotos’un sözettiği kabartmalardan yalnızca biri günümüze gelmiştir. Karabel’deki Hitit anıtı, Hitit imparatoru IV. Tuthaliya’yı betimlemektedir. Tuthaliya’nın Batı Anadolu’da pek çok ganimet elde ettiği sefer sonunda zafer anıtı olarak dikilmiş olması olasıdır. Bu sefer belki de Lidyalıların ataları ve Heredotos’un Meles olarak sözettiği, Hitit kaynaklarında ‘Malaziti’ olarak geçen kral üzerine yapılmıştı. Arkeolojik buluntular, IV. Tuthaliya’nın hükümdarlığı sırasında Sardeis kentinde bir yıkım olduğunu doğrulamaktadır. Sağda Karabel anıtının günümüzdeki durumu görülmektedir.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Hitit tarihi - Hititler ve Eski Anadolu Halkları
« Yanıtla #3 : 20 Aralık 2010, 21:41:16 »
Hititler olasılıkla 2200 yılından başlayarak Anadolu'ya yerleşmeye başlayan bir Hint – Avrupa topluluğudur. Hititler yazılı belgeleriyle günümüze ulaşan ilk Hint-Avrupa topluluğudur. Hititlerin Anadolu'ya nereden geldikleri tartışma konusu olmuşsa da, Maikop kültürüyle Alacahöyük kültürünün benzerlikleri Hititlerin Kafkasya yönünden geldikleri olasılığını güçlendirmektedir.

Hititler Kızılırmak havzasına geldiklerinde, Orta Anadolu'da hakim olan halk Hattilerdi. Hititler zaman içinde Hattilerle kaynaştılar ve Hatti kültürüyle Hitit kültürü birleşti. Günümüze dek gelen Alacahöyük buluntuları büyük olasılıkla Hitit yönetici sınıfı altında yaşayan Hattilerin ürünleridir. Hititlerin ülkesi, Hititler ve komuşu ülkeler tarafından hep Hatti ülkesi olarak anıldı. M.Ö. 17 yüzyıla dek Hattiler, Hitit – Luvi – Pala halkları içinde eridiler ve Hatti dili ölü bir tapınak diline dönüştü.

Hitit diliyle akraba olan Luvi ve Pala dilleri de, Hititlerle aynı zamanda Anadolu'ya gelen Hint – Avrupa kavimlerine aitti. Bu kavimlerden Palalar daha çok Kuzeydoğu Anadolu'da, Luviler ise daha çok Güney Anadolu'da yerleşmişlerdi. Luviler ve Palalar hep Hitit krallığının egemenliğinde yaşadılar ve Hititlerle ortak bir kültür yarattılar. Hitit krallarından Luvice ada sahip olanlar vardı.

Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Mezopotamya'da yerleşmiş bulunan Hurriler de Hitit egemenliğinde olan ve uygarlıklarıyla Hititleri önemli ölçüde etkilemiş bir halktı. Hititler mitoloji, din ve at yetiştiriciliği gibi pek çok alanda Hurrilerden etkilendiler. Pek çok Hitit prensi ve hemen tüm Hitit kraliçeleri Hurrice adlar taşıyorlardı.

Hitit toprakları çevresinde çok çeşitli dil ve dine sahip pek çok halk, kent devletleri ve küçük krallıklar bulunuyordu. Hitit tabletlerinde sık sık "Hatti ülkesinin bin tanrısı"ndan sözedilir. Bu söz coğrafyadaki inançların, dillerin ve halkların çeşitliliğinin bir göstergesidir. Hititler bu çeşitlilik yüzünden, farklı halklara karşı diğer Yakındoğu krallıklarına göre daha hoşgörülü davrandılar ve diplomasi sanatında ilerlediler.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hitit tarihi - Hitit alfabesi
« Yanıtla #4 : 22 Aralık 2010, 22:02:11 »
Hititler iki yazı sistemini birlikte kullanmışlardır. Resmi belgeler ve ticari belgeler için kil tabletler üzerine yazılan Sümer – Akad çiviyazısı kullanılıyordu. 30000 tablet ya da fragmandan oluşan Hattuşa / Boğazköy arşivinde Hititlere ait yasalar, kral yazıtları, yıllıklar, antlaşmalar, mektuplar, bağış belgeleri, dinsel ve mitolojik metinler ve fal metinleri bulunmaktadır. Öte yandan, kayalara yapılmış kabartmalara eşlik eden yazıtlar, kral ve şahıs mühürleri üzerindeki lejandlar, bazı madeni kaplar ya da mızrak ucu gibi silahlar ile, az da olsa çanak çömlek üzerinde raslanan kısa yazıtların hepsi, Hititlerin kendi yarattıkları hiyeroglif sisteminde yazılmıştır. Çiviyazısı ile kullanılan dil genelde Hititçe, resimyazısında kullanılan dil ise genelde Hititçe’nin yakın akrabası olan Luvice'dir. Bu gözlemle, o çağda pek çok halka ev sahipliği yapan Orta Anadolu’da Luvilerin en kalabalık etnik grup olduğu düşünülebilir.

Geç Hitit döneminde çiviyazısı artık kullanılmazken, Luvice hiyerogliflerin kullanımı etkin bir biçimde sürdü. Yeni geliştirilmiş olan Arami, İbrani ve Fenike alfabeleri 7. yy.'a kadar Luvi hiyerogliflerinin yerini aldılar.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hitit tarihi - Okunan ilk Hititçe tümce
« Yanıtla #5 : 22 Aralık 2010, 22:02:55 »
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Viyana’da Asuroloji profesörü olan Bedrich Hrozny yaptığı araştırmalarla Hititçe'nin bir Hint-Avrupa dili olduğunu göstermeyi başardı. Hrozny’nin 1915’de okuduğu ilk Hititçe cümle şuydu: "NINDA-an ezzateni watarra ekutteni" – "ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz". Cümlenin başındaki NINDA ideogramının Sümerce "ekmek" anlamına geldiği eskiden beri biliniyordu. Ezza- sözcüğünü Hrozny, İngilizce "to eat" ve Almanca "essen" – "yemek" eylemleriyle karşılaştırdı. Watarra'nın ilk kısmı olan watar sözcüğünü de İngilizce "water", Almanca "wasser" ile karşılaştırdı ve Hititçe'de içmek anlamına gelen eku- eylemini Latince su anlamına gelen "aqua" sözcüğü ile karşılaştırdı. Böylece Hititçe bir cümleye ilk kez anlamlı bir çeviri verilmiş oldu.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hitit tarihi - Hitit Hiyeroglifleri Nasıl Çözüldü?
« Yanıtla #6 : 22 Aralık 2010, 22:03:32 »
Hitit çiviyazısının Hrozny tarafından 1915 yılında okunmuş olsa da, Hitit hiyeroglifleri uzun süre daha sırlarını korudular. 1946 yılında İstanbul Üniversitesinde Eski Ön Asya Dilleri profesörü olan Helmuth T. Bossert ve öğrencilerinin Adana'nın yüksek tepelerinde buldukları geç Hitit kenti Karatepe, bu konuda anahtar rolü oynadı. Bossert'in öğrencilerinden Dr. Franz Steinherr Karatepe’de Fenike dilinde ve Hitit hiyeroglifleriyle yazılmış çift dilli bir anıt buldu. Steinherr, 1947 yılında hiyeroglif metinde Azitivadiya kentinin kurucusunun adını ortaya çıkardı: Azitivada. Bu ad Fenike dilinde yazılan metinde aynı kişiye denk düşüyordu. Ama iki metnin de birbirinin aynı olduğunu kanıtlamak için hiyeroglif yazıttan bir tam cümleyi çözmek gerekiyordu. İstanbul'a döndüğünde Bossert, derslerinden birinde Fenike dilindeki metnin bir bölümünü tartışmaya açtı: "….ve attan bir at yaptım, kalkandan bir kalkan, ordudan bir ordu…." Aynı günün gecesi, Steinherr birden uyandı. Kentte gördüğü hiyeroglif yazıtın bir parçası gelmişti aklına. Orada iki at başı betimi vardı. Sezgi yoluyla başka bir işarette de "yaptım" sözcüğünü çıkartarak yazıtın iki dilli yapısına tümüyle inandı. Bu ipucundan sonra Bossert diğer işaretleri çözebildi. Bu gelişmelerle Yazılıkaya açık hava tapınağındaki hiyeroglifler de aşama aşama anlaşıldı.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hitit tarihi - Dünyanın İlk Meşruti Krallığı
« Yanıtla #7 : 22 Aralık 2010, 22:04:01 »
Hitit imparatorluğu feodal bir yapıya sahipti ve vergi vermeye yükümlü kıldığı bir dizi krallığı egemenliği altında tutuyordu. Bu krallıklarlardan Kargamış ve Halpa gibi yaşamsal önemde olanları kralın kardeşleri ya da akrabaları tarafından yönetiliyordu. Kizzuvatna ve Arzava gibi ülkeler ise kendi içlerinde göreli olarak daha bağımsızdılar. Devlet işleri memurlarca yürütülmekte, tapınaklar da kendi personelleriyle belirli bir özerklik içinde çalışmaktaydılar. Kent halkı daha çok tacirler, memurlar ve zanaatkarlardan oluşuyor, çiftçiler ise köylerde oturuyorlardı. Hitit ülkesinin sürekli bir ordusu vardı, ancak savaş halinde ordunun mevcudu arttırılıyor ve vasal krallıklardan asker çağırılıyordu.

Hitit krallarının ülke sorunlarını Pankuş adını taşıyan bir mecliste, yani bir çeşit senatoda karara bağlamaları zorunluluğu vardı. Bu durum, dünyada bilinen ilk Meşruti Krallığın Hitit devleti olduğunu göstermektedir. Hitit kralları devletin başına, Kral Telipinu’nun sağladığı tahta çıkma yasasına uygun olarak veraset yoluyla geliyorlardı. Ancak Hitit kralları, ülkenin mutlak hakimi değil, bir "primus inter pares", yani "eşitler arasında birinci"ydi [E. Akurgal]. I. Hattuşili’nin vasiyetnamesinde göründüğü gibi soylular kralın yargısına bağlı değillerdi. Tartışmalı konular Pankuş'ta ele alınır ve karara bağlanırdı. Telipinu'nun tahta çıkma yasasını açıkladığı belgede de kral soyluların hakları karşısında kesin ifadelerle uyarılmakta ve soylulardan kimseyi öldüremeyeceği açıklanmaktadır. Hattuşa tarihinin ilk kaydedilmiş olaylarından biri; soyluların, babası tarafından halef ilan edilmiş efsanevi kral I. Labarna’ya karşı rakip bir kral adayı çıkartmalarıdır. Bu olay soyluların gücünün başlangıçta daha büyük olduğunu ve giderek zayıfladığını göstermektedir. Bu doğrultuda, imparatorluğun son iki yüzyılı içinde yazılan metinlerde Pankuş'tan sözedilmemektedir. Pankuş meclisinin, her üyesi bir klanı temsil eden kabile örgütünden evrimleştiği açıktır. İmparatorluğun başlangıcında bu örgüt etkinliğini koruyordu ve ülke yönetimi meşruti krallığa benzer bir nitelikteydi. Yönetim biçimi zaman içinde mutlak bir monarşiye dönüştü.

Hitit kralları Mezopotamya ve Mısır krallarının tersine hiçbir zaman tanrılaştırılmamışlardır. Hitit metinlerinde ölen krallar için "o tanrı oldu" ifadesi kullanılır. Ancak Hitit devletinin son krallarından IV. Tuthaliya Mezopotamya krallarına özenmiş ve Asurlar gibi kendini "evrenin kralı" olarak tanımlamıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hitit tarihi - Hititlerde İnsan Hakları
« Yanıtla #8 : 22 Aralık 2010, 22:04:30 »
Ünlü Hititolog Albrecht Goetze'nin saptadığı gibi Hitit uygarlığını Yakındoğu'daki komşularından ayıran en önemli özelliği, insan haklarına duyulan saygıydı. İnsan haklarına verilen göreli önem, ceza hukukunda, aile hukukunda, kadınların ve kölelerin haklarında ve yerleşik geleneklerde kendini göstermektedir.

Onur kırıcı cezalar, Asur yasalarında görülen acımasız yargılar Hitit hukukunda yoktu. Vücutta bir sakatlık meydana getiren cezalar Asurlarda herekese uygulanabilirken, Hititlerde yalnızca kölelere uygulanabilirdi. Hitit hukuku tazminat düzenlemeleri konusunda çok gelişkindi. Saldırı, kara büyü, cinayet, hırsızlık gibi olaylarda maddi tazminat uygulanırdı: "Eğer herhangi bir kişi özgür bir insanın kolunu ya da bacağını kırarsa, o kişiye yirmi şekel gümüş öder ve davacı onu serbest bırakır...". Başka bir örnek de şöyledir: "Eğer herhangi bir kişi bir kavga sırasında bir erkeği ya da kadını öldürürse, ölenin ailesine öldürülen kişinin cinsiyetinde dört insan [köle, hizmetçi?] vererek telafi eder ve kurbanın mirasçısı onu serbest bırakır".

Savaş ve yağmada da Hititlerin komşularından daha uygar olduğu söylenebilir. Asurların uyguladığı düşman bendenlerinin parçalanması, ateşte yakılması, esirlerin kazıklara oturtulması gibi davranışlar Hatti ülkesinde görülmezdi. Asur eserlerinde betimlenmiş insan kafalarından oluşturulmuş piramitler gibi yıkım ve işkence sahnelerine Hitit eserlerinde raslanmamıştır.

Hitit krallığında kölelerin bile güvence altına alınmış hakları vardı. Kölenin mülk sahibi olması olağan bir durumdu. Örneğin köleler özgür kadınlarla evlenebiliyorlar ve bu yüzden kadınlar özgürlüklerini kaybetmiyorlardı. Hitit ülkesinde kadınların gördüğü saygınlık da Yakındoğuda benzeri görülmemiş bir düzeydeydi. Tavananna sanını taşıyan Hitit kraliçeleri neredeyse krallarla eşit haklara sahiptiler. Tavananna'nın adı, kraliyet mühründe yeralıyor ve Tavananna devlet işlerinde etkin rol alıyordu. I. Arnuvanda'nın eşi Aşmunikal hemen her belgeye kralla birlikte imza koymuştur. III. Hattuşili'nin eşi Puduhepa ise II. Ramses'le şahsen yazışma yapabilecek denli güçlüydü. Puduhepa, Hitit sanatında tanrıya tek başına sunuda bulunurken betimlenen (bir krallık işareti) tek tavanannaydı.
midena pro tou telous makarize

Çevrimdışı Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4648
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: Hitit tarihi - Hitit Ekonomisi
« Yanıtla #9 : 22 Aralık 2010, 22:05:22 »
Yazılı  belgelerden Hitit ekonomisinin tümüyle tarıma dayalı olduğu anlaşılmaktadır.  Bir tapu kaydında yer alan tipik bir mülk tanımlaması şöyledir:
"Tivataparaş’ın mülkü:     
1  adam, 1 kadın, 1 erkek 2 kız çocuk, toplam 5 kişi....   
2  öküz, 22 koyun, 6 yük öküzü....   
18  keçi ve 5 oğlak.... toplam 36 küçük baş hayvan   
1  ev. Öküzler için otlak olarak Parkalla Kasabası’nda 1 dönüm arazi. Hanzuşra  Kasabası’ndaki Hantapiş mülkü içinde 3,5 dönüm üzüm bağı ve içinde  40 elma ağacı, 42 nar ağacı...."   
Bu tanımlamalardan Hititlerin evcil hayvanların çoğunu  beslediklerini, pek çok meyve ağacı yetiştirdiklerini öğrenmekteyiz. Başlıca  yetiştirilen ekinler arpa ve buğdaydı. Arpa unun yanında, bira üretimi için  de gerekliydi. Üzüm doğal olarak yetişiyordu ve Hatti ülkesinde çok yaygındı.  Metinlerde incir, zeytin, elma, şeftali, muşmula, bezelye, fasülye ve ketenin  de adları geçmektedir. 
 
Gömü Taşı  (Maraş)
Kireç  taşı üzerine kabartma. Terazili adam. Yükseklik 55 cm. Aramlaşmış Geç  Hitit sanatı (M.Ö. 7. yy.) Biri sağ elinde açılmış durumda, ötekisi sol  elinde kapalı durumda iki terazi tutan genç adam, terazi üreten bir işadamı  olmalıdır [E. Akurgal].

Hatti ülkesi madenler açısından çok zengindi. Daha Asur  karumları zamanında Hatti bakırı diğer ülkelere satılmaktaydı. Toros dağları  üzerinde bugüne dek gelen zengin bakır ve gümüş yatakları bulunmaktadır.  Eski dünyanın en zengin bakır kaynakları Hitit imparatorluğunun son yüzyılında  bir Hitit eyaleti olan Alaşiya'da (Kıbrıs) bulunuyordu. Bakırın gümüş  karşısındaki değeri Hatti ülkesinde 1/240 gibi düşük bir orandadır. Bu  da bakırın ne denli bol olduğunu göstermektedir. Demir Anadolu'nun çeşitli  yerlerinde bulunmaktaydı ve çok değerliydi. Ancak demir işleme tekniği,  demirin ergimesi için yüksek sıcaklık gerektiğinden çok gelişmemişti ve  demir silahlar Hititlerin zamanında çok yaygın değildi. Demir ergitmede  Hatti halkının usta olduğunu III. Hattuşili'nin olasılıkla Asur kralına  yazdığı bir mektupta doğrulanmaktadır: "Bana hakkında yazdığınız  kaliteli demir Kizzuvatna’daki mühür imalathanesinde mevcut değildir.  Bahsettiğin demiri üretmek için zaman uygun değildir. İyi demiri üretecekler  ama yine de bitmesi mümkün değil. Bitirdikleri zaman size göndereceğim. Şimdi  size demirden bir hançer gönderiyorum..." Bu mektup belki stokların az  olduğu bir dönemde yazılmıştı, belki de Hitit kralı demir için diğer ülkelere  bir tür ambargo uyguluyordu, bu nokta yeterince açık değildir.   
Hitit krallığında ve aslında o dönemdeki tüm Ortadoğu dünyasında  değiş tokuş aracı olarak çubuk ya da halka şeklindeki gümüş kullanılırdı  ve tartılarak değer biçilirdi. Ağırlık birimleri şekel ve minaydı ve 40  şekel 1 minaya eşitti. Bu oran başka ülkelerde değişebiliyordu. Aşağıda  Hitit belgelerinde yeralan bazı malların fiyatları verilmiştir:   
Koyun                              1 şekel   
Keçi                                2/3 şekel   
İnek                                7 şekel   
At                                   14 şekel   
At (koşum için)                20 şekel   
Öküz (koşum için)            15 şekel   
Boğa                                10 şekel   
Katır                               1 mina   
     
1 dönüm sulanmış arazi      3 şekel   
1 dönüm üzüm bağı            1 mina   
     
Kıymetli elbise                 30 şekel   
Mavi yün elbise                20 şekel   
Baş bağı                           1 şekel   
Kıymetli gömlek                3 şekel   
 Geniş keten kumaş            5 şekel
midena pro tou telous makarize