Gönderen Konu: AMİSOS VE AMİSOS HAZİNESİ  (Okunma sayısı 6593 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı asenadag

  • Tecrübeli Üye
  • *
  • İleti: 59
  • Teşekkür: 5
  • Cinsiyet: Bayan
AMİSOS VE AMİSOS HAZİNESİ
« : 06 Aralık 2010, 15:45:38 »
Amisos'un Kisa Tarihçesi *
Eski Samsun (Amisos), M.Ö. 7. yy'da Grek asıllı Miletos kolonistleri tarafından kurulmuştur. Miletoslular, Kıt'a Yunanistan kolonistlerinden daha geç olarak kolonizasyon hareketlerine başlamışlardır (M.Ö. 670). Ege Bölgesini işgal edilmiş bulduklarından, Marmara ve Karadeniz kıyılarında ticaret ve balıkçılık merkezi olmaya uygun yerlere yerleşmişlerdir. Bu yerleşme yerlerinin önemlilerinden biri de Amisos olmuştur.



Amisos, Küçük Asya'nın kuzeyinde Pontus Bölgesi’nde aynı adı taşıyan körfezde bir kıyı şehri olarak kurulmuştur. Şehir Kızılırmak (Halys) ve Yeşilırmak (iris) nehirlerinin arasında, deniz kenarında, bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Açık bir liman görünümünde olan şehir, gerek hinderlandıyla ilişkisinin elverişli durumu, gerekse Sinop (Sinope) ile Trabzon (Trapezus) limanları arasında kullanışlı tek liman olması nedeniyle özellikle Eski Çağda önemli bir yer tutmuştur. M.Ö IV. Yy.ın sonlarına kadar Atinalıların hakimiyeti altında kalan Amisos, 370'de Perslerin eline geçmiş, Anadolu'nun Büyük İskender tarafından ele geçirilmesinden sonra Pontus Krallığı’na katılmıştır. (M.Ö.III. yy). Pontus Kralı Mithridates ile Romalılar arasındaki savaşlar sırasında Amisos ismi sık sık duyulmuştur. Romalı General Lucullus tarafından kuşatılmış ve şehrin düşmesi üzerine Amisos, Roma İmparatorluğu’na dahil olmuş ve yeniden imar edilerek eski ününe kavuşmuştur. Bizans döneminde Psikoposluk merkezi haline gelen şehir, büyüyüp gelişmeye devam etmiştir.



Amisos Hazinesi
Samsun, Merkez, İlkadim Belediyesi’nin Cedit Mahallesi’nde, Amisos Antik Kenti içerisinde yol genişletme çalışmaları sırasında 28 Kasım 1995 Salı günü açılan bir delik (boşluk) görüldüğü ihbarı üzerine Müze Araştırmacıları ile bildirilen yere gidilerek hemen çalışmalara başlanmıştır. Konglomera tipi kaya kitlesinin oyulması ile yapılmış, tavan-taban ve duvarları horasanla sıvanmış 5x5 m. ebadında 2.30 m. yüksekliğindeki mezar odası içerisine yerleştirilmiş 5 adet mezardan üçünün kullanıldığı, ikisinin boş olduğu görülmüş ve böylece burasının bir aile mezarı olduğu tespit edilmiştir.



Kullanılmış olan üç mezardaki iskeletlerin oluşturduğu buluntuların incelenmesinden,  birinin erkek, ikisinin bayan mezarı olduğu;  ayrıca altın ziynet eşyaları (ölü hediyeleri) çanak-çömlek, cam ve mermerden yapılmış  arkeolojik eserlerin ilk inceleme ve değerlendirilmelerinden,  erkek mezarının Pontus Krallığı’nın en üst düzeyindeki yöneticilerinden (kral, komutan, prens gibi) birine, bayan mezarlarından birinin bu ünlü kişinin (kralın) esine (kraliçeye) diğerinin de kızına ait olabileceğini düşünmekteyiz.



İnsitu halde bulunan mezarda ölü hediyelerinin (takılarının) uygun yerlere yerleştirildiği görülmüştür. (yani taç kafa üzerinde, kolye boyunda, küpe kulak hizasında vb.) Amisos, en parlak dönemini (altın çağını) Pontus Kralı Mithridates VI zamanında yaşamış, imparatorluğun yönetim merkezi olmuştur. Kültür ve sanatta bu dönemde gelişip yaygınlaşmış, antik çağın en gelişmiş sikke darphaneleri ile birlikte seramik atölyeleri de Amisos'ta bu dönemde kurulup geliştirilmiştir. Bu mezarların zenginliği, altın ölü hediyelerinin kalitesi, ince işçiliği ve kullanılan semboller Mithridates VI döneminde basılan Amisos sikkeleri üzerindeki şekil ve sembollerle büyük benzerlik göstermektedir. Bu mezar odasının iki ayrı dönemde kullanıldığı, pişmiş toprak (seramik) cam, metal ve mermer eserlerin M.Ö. IV. yy' a tarihlenmesi gerektiği; altın süs eşyalarının ise M.Ö. I. yy' a ait olduğu görüşündeyiz.



Amisos Hazinesinin Listesi (Dökümü)
1- Cam Eserler : 1 adet tabak (phiale), 1 adet kase.
2- Mermer Eserler : 2 adet Alabastron
3- Madeni Eserler : 1 adet Pudriyer.
4- Pişmiş Toprak (Seramik Eserler) : 1 adet kandil, 2 adet buhurdanlık, 3 adet koku kabı, 2 adet amphoriskos (çift kulplu testicik).
5- Altın Eserler :  Amisos Mezar Buluntularının büyük çoğunluğu (%80'i) som altından (24 ayar) süs eşyaları oluşturmaktadır. Oldukça ince bir işçiliğe sahip olan bu eserlerin gerekli konservasyon işlemleri yapıldıktan sonra yapıldıkları dönemdeki (M.Ö. 1.yy) gibi şekillendirilmişlerdir. Bu buluntuların şekillendirmelerden sonra listesi:



Çift kadın başlı bilezik,
- 1 çift aslan başlı bilezik,
-1 çift yılan şeklinde bilezik,
-1 çift Nike (zafer tanrıçası) şeklinde küpe,
- 1 çift Eros seklinde küpe,
-1 adet saç tokası,
-1 adet yüzük,
-3 adet bileklik,
-10 adet aplik (Hippokampos denilen yarısı at yarısı balık seklindeki yaratıklar üzerinde lir çalan Nereidler yani deniz perileri tasvir edilmiş),
-13 adet düğme (11 adedi sedef kakmalı-Medusa kabartmalı,  2 adedi yakut kakmalı),
-4 adet aplik (dikdörtgen plaka şeklinde),
-4 adet kolye,
-1 adet saç bağı,
-1 adet zil şeklinde parça,
-2 adet boru-boncuk dizili kolye.
Böylece Amisos Hazinesi toplam olarak altmışdört (64) parça eserden oluşmuştur.

*Mustafa AKKAYA (Samsun Müze Müdürü)

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: AMİSOS VE AMİSOS HAZİNESİ
« Yanıtla #1 : 27 Ocak 2012, 22:33:24 »
Eski adı Yunanca Amisos veya Amisus olan şehir daha sonraları Eis Amison yani "Amisosa" olarak kullanılmış bu isim Roma ve Bizans döneminde Samsunta veya Samsus şeklinde kullanılmıştır[1]. Efsanevi kadın savaşçılar olarak bilinen Amazonlar'ın Thermedon Çayı[2] yakınlarında kurdukları Themiskyra kentinde yaşadıkları Antik Çağ tarihçilerince belirtilmiştir.[3] Daha iyi ok atabilmek için bir göğüslerini kestikleri çeşitli kaynaklarda rivayet edilen ve birçok efsanede adları geçen Amazonlar, Samsun ve yöresinin tarihi ve kültürel değerlerinden kabul edilmesi nedeniyle her yıl adlarına Terme ilçesinde bir festival düzenlenmektedir.

Samsun ili sınırları içerisinde devlet kurarak yaşayan en eski topluluk, Hitit kaynaklarında bahsi geçen Kaşkalar'dır.[4]. Hititler, Frigyalılar, Kimmerler, Lidyalılar ve en son Ege'den Karadeniz'e göçen Miletliler kentin yönetiminde söz sahibi olmuşlardır. Perslerin, Lidya Kralı Krezüs’u yenmeleriyle Amisos, Pers İmparatorluğu'nun eline geçmiştir. MÖ 331 yılında Büyük İskender'in Persler'i yenmesiyle Makedonya İmparatorluğu eline geçen Amisos, İskender'in ölümüyle Pers şatrapı Mithridates tarafından kurulan Pontus Devleti'nin sınırları içerisinde yer almış, daha önemlisi bu devletin başkenti olmuştur. MÖ 1. asırda da Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren Amisos, Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde kaldı. Amisos, 860 yılında Abbasiler zamanında halife Mutassım’ın emriyle Malatyalı Korkunç Ömer komutasındaki kuvvetler tarafından ele geçirilmiş ise de Bizanslılar tarafından tekrar geri alınmıştır. Türklerin Anadolu’ya girmesiyle birlikte Danişmendliler tarafından Samsun kuşatılmış ise de alınamamıştır. Bunun üzerine Danişmendliler o zamanlar şehrin uzağında kalan bir noktaya Samsun Kalesi'ni inşa etmişlerdir.

Anadolu Selçukluları zamanında Samsun’un Müslüman yerleşim yerleri 1185 yılında Anadolu Selçuklu hakimiyetine geçmiştir. Haçlı Seferleri sonrası başkent Trabzon olmak üzere Trabzon Rum İmparatorluğu egemenliğine giren Samsun, Cenevizliler'in Karadeniz’de ticareti ellerine geçirmeleri sonucunda 100 yıl kadar Cenevizli hakimiyetinde kalmıştır. Bu tarihlerde Türklerin yaşadığı Samsun’a Müslüman Samsun, 3 km mesafede bulunan Cenevizlilerin ticaret sitesine de Gavur Samsun veya Kara Samsun denilmiştir. Samsun, 1389 yılında Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti çökerken Canik Beyliği'ne de başkentlik yapmıştır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
amisos antik kenti
« Yanıtla #2 : 27 Ocak 2012, 22:35:12 »
Antik Amisos kenti, bugünkü şehrin kuzey batısında, Kara Samsun olarak bilinen Cedit Mahallesinin bulunduğu bölgedir. Amisos erken tarihlerden itibaren daima Orta Anadolu'nun Karadeniz'e açılan bir kapısı olmuştur. Sahra Sıhhiye Okulunun bulunduğu saha, kentin akropol bölümüdür.

Antik kaynaklar Pontus Kralı Mithridates VI. zamanında Amisos'un en parlak zamanını yaşadığını belirtmektedirler. Bu dönemde şehir tapınaklar, saraylar, evlerle süslenmiş, limanı ve tersanesi olduğu, şehrin etrafında önemli derecede zeytinlikler yer aldığı bildirilmektedir. Ayrıca Amisos ile Kızılırmak arasındaki Gazelonitid denilen bölgenin dişi koyunlarının sık ve ipek gibi yünleri methedilmektedir. Mithridates VI. şehrin yakınına ayrı surlarla Eupatoria adlı yeni bir yerleşim kurmuştur. M.Ö. I.yüzyıl içinde Amisos toprakları genişlemiş ve zenginleşmiştir. M.S. I.yüzyılda kente Yahudiler gelip yerleşmiş ve kentin nüfusu daha da artmıştır.Roma döneminde şehrin yerleşim sınırları genişlemiş, Toraman Tepe sırtlarında ve yamaçlarında yer alan Amisos Limanına kadar inmiş ve aşağı şehir kurularak yayılım alanı genişlemiştir. Ancak bugün Amisosda bir kaç kalıntı dışında hiç bir şey görülmemektedir. Ele geçen eserlerden şehrin Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşime sahne olduğu anlaşılmaktadır.Helenistik döneme ait bol miktarda bulunan bronz sikkeler üzerinde Amisos adı geçmektedir. Roma döneminde de sikke basımı devam etmiştir. Bir ticaret ve üretim merkezi olan şehirden kereste, balık, şarap, zeytinyağı, tuz, fındık yarı kıymetli taşlar, yün-yünlü kumaş, balmumu, tahıl, miltos (demir oksit) demir gibi mallar kuzey ve kuzeydoğu Karadeniz kıyıları ve Ege'ye gönderilmektedir.
l995 yılında yapılan yol genişletme çalışmalarında ortaya çıkan mezar odasında da döneme ait önemli eserler elde edilmiştir.

Yine antik kaynaklara göre; Amisos, Greklerden önce kurulmuş bir yerleşme idi. Amisos'un ilk adının Enete olduğu bildirilmektedir.Daha sonra Miletos'lular tarafından bu yerleşme M.Ö. 6. yüzyılın başında zapt edilerek kolonize edilmiştir. M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında Kappadokialılar gelip Amisos'a yerleşmişler ve M.Ö. 6.yüzyıl ortasında Kappadokialılar Phokaialıların (Bugünkü Foça Şehri) Amisos'ta yerleşmelerini sağlamıştır. M.Ö. 437'de daha önce Atina'dan Sinop'a gelenlerden bir grup Athenokles liderliğinde Amisos'a yerleşmiş ve adını Peiraieos olarak değiştirmişlerdir. Amisos kentini kuran Grekler, diğer kentlerde olduğu gibi cadde ve sokaklar, meydanlar, evler, tapınaklar, dini ve sivil yapılar inşa etmiş kent meydanlarını heykellerle süslemişlerdir.

M.Ö. 6.yüzyıl ortalarında Persler'in Anadolu'yu egemenlikleri altına alması sonucu Amisos'un da diğer Grek şehirleri gibi Pers'lere vergi ödedikleri bilinmektedir. M.Ö. 4.yüzyıl başlarında Amisos, Kappadokia Satrabı Damates tarafından alınır ve böylece Pers egemenliği altına girmiş Büyük iskender'in M.Ö. 334'te Persler'i yenmesi ile Amisos'a bağımsızlık vermiştir.

Büyük iskender'in ölümünden sonra iskender'in komutanlarından Eumenes'e Kappadokia ile Paphlagonia-Pontus satraplığı verilir. Eumenes'in ölümünden sonra Kassandros, M.Ö. 315'te Amisos'u kuşatmış, Antigonos, yeğeni Ptolemaios'u göndererek kenti ele geçirmiş ve satraplığı tekrar kumuştur.

Amisos, M.Ö. 302'de Pontus Kralı Mithridates Kitistes zamanında Pontus egemenliği altına girmiştir. Pontus Kralı Mithridates II (255-220) zamanında Amisos ele geçirilmiş, Mithridates Filopator'un M.Ö. 120'de öldürülmesi üzerine , karısı Laodikeia Stefan Gölü (Ladik gölü) kenarında Laodikeia (Ladik) adlı yeni bir başkent kurdurmuştur. Amisos, Mithridates VI. (120-63) zamanında en parlak dönemini yaşamış, kentin yakınına ayrı surlarla Eupatoria adlı yeni bir mahalle kurdurulmuştur. Pontus Krallığı ile Roma imparatorluğu arasında uzun süren savaşlar süresinde, Roma generallerinden Lucullus, Amisos önüne gelince şehrin teslim olmasını istemiş Amisoslular bunu kabul etmeyince, Roma generali askerlerini Eupatoria banliyösü etrafına toplayarak burayı ele geçirmiştir. Banliyösü düşünce Amisos, tamamıyla kuşatılarak M.Ö. 71'de ele geçirilmiştir. insanlar öldürülmüş, yağmalanan, yakılıp yıkılan kent harabe haline gelmiştir. Lucullus hayatta kalanlara hürriyetlerini vererek şehrin yeniden yapılanması için emir vermiştir. Lucullus'tan sonra yerine geçen Pompeius, M.Ö. 64'de Amisos'a gelerek yeni düzenlemeler yapmış; Amisos'a Saramene, Gazelonitis, Themiskyra ve Sidene bölgeleri verilmiştir.

Mithridates'in oğlu Pharnakes II, Roma'nın iç karışıklıklarından yararlanarak M.Ö. 44' te Amisos'u fetheder. Caesar, Pharnakes II'yi Zile'de yenerek Amisos'a bağımsızlık verir. M.Ö. 44' te Caesar'ın öldürülmesiyle imparatorluğun doğusunu alan Antonius Küçük Asya'da yeni düzenlemelere gitmiş ve Amisos, Amaseia ve Neopolis şehirlerini krallara vermiştir. M.Ö. 36'da Antonius, Amisos'u Tiran Straton'a verir. M.Ö. 31'de Oktavianus Antonius'u Actium'da yener ve Amisos'taki tiranını kovarak kente bağımsızlık vermiştir. Roma imparatorluğu ikiye bölününce Bizans devletinin payına düşen kent Amisos adıyla bir piskoposluk merkezi olur
Bölgede ilk insan izlerinin Tekkeköy'de ortaya çıktığı tesbit edilmiştir. Buradaki mağaralarda ve düz yerleşim yerlerinde yapılan kazılarda Paleolitik (Eski Taş Devri- M.Ö. 600.000 10.000) ve Mezolitik (Orta Taş Devri-M.Ö. 10.000-8000) çağa ait eserler bulunmuştur.

Samsun Bölgesinin M.Ö. 5. bin sonunda başlayarak Kuzey Yunanistan, Bulgaristan ve Ege adaları ile sıkı bir ilişki içinde olduğu, bu ilişkilerin kıyı gemiciliği ile sağlandığı ve Geç Kalkolitik çagda (M.O. 3500-3000) bu ilişkilerin orta Anadolu'ya kadar uzandığı tespit edilmiştir. Bu bölgedeki açık hava yerleşmelerine en erken Geç Kalkolitik çağda (M.Ö. 4000-3200) rastlanır. Geç Kalkolitikten Demir çağına (M.Ö. 1200-600/ 580 kadar uzanan zaman dilimi içinde yörede tespit edilen yerleşme saysı 80'e yakındır. Bunlardan Geç Kalkolitik- ilk Tunç çağına M.Ö. (3200.2100) tarihlenen yerleşmeler Bafra, Kavak, Havza dolaylarında, Orta Tunç çağına M.Ö. (2100-1600) tarihlenen yerleşmeler ise Bafra'nın batı ve güneyinde yoğunluk kazanır. Geç Kalkolitik ve Tunç çağlarının tespit edildiği Tekkeköy, Dündartepe, Kaledoruğu ve ikiztepe'de yapılan bilimsel kazılarda tüm yerleşmelerin köy karakterinde olduğu ve küçük topluluklar tarafından kurulduğu anlaşılmıştır. Halk ahşap evlerde oturmakta avcılık, balıkçılık ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaktadır.
midena pro tou telous makarize

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
amisos hazinesi
« Yanıtla #3 : 27 Ocak 2012, 22:36:04 »
1995 yılında amisos antik kenti sınırları içinde; yumuşak kaya kitlesinin oyulmasıyla yapılmış, tavan-taban ve duvarları horasanla sıvanmış 5x5 m. Ebadında 2.30 m, yüksekliğindeki mezar odası içerisine yerleştirilmiş 5 mezar bulunmuştur.

Üçünün kullanıldığı ikisinin boş olduğu bu mezarların aile mezarı olduğu tespit edilmiştir. Kullanılan üç mezardaki iskeletlerin ve som altından ölü hediyelerinin oluşturduğu buluntular, ziynet eşyaları, çanak çömlek, cam ve mermerlerden yapılmış arkeolojik eserleri ilk inceleme ve değerlendirmelerinde mezarlardan birinin pontus krallığının en üst düzeydeki yöneticilerinden (kral, komutan, prens) birine ait olduğu diğer mezarların ise bu kişinin eşine ve kızına ait olabileceği düşünülmektedir. Amisos mezar odasında bulunan eserler M.Ö.4. yy. sonu ile M.Ö.3.yy. başlarına tarihlenmektedir. Altın eserlerden altın taç, küpe, bilezikler vd. işçiliklerinin güzelliğiyle dikkat çekmektedir.

Eski Samsun (Amisos) M.Ö. 7. YY'da Grek asıllı Miletos kolonistleri tarafından kurulmuştur. Miletoslular, Kıt'a Yunanistan koIonistlerinden daha geç olarak kalonizasyon hareketlerine başlamışlardır. {M.Ö. 670). Ege Bölgesini işgal edilmiş bulduklarından, Marmara ve Karadeniz kıyılarında ticaret ve balıkçılık merkezi olmaya uygun yerlere yerleşmişlerdir. Bu yerleşme yerlerinin önemlilerinden biri de Amisos olmuştur.
(redwire, 18.05.2008 13:02)
   
            
Samsun Merkez, ilkadım Belediyesinin Cedit Mahallesinde, Amisos Antik Kenti içerisinde yol genişletme çalışmaları sırasında 28 Kasım 1995 Salı günü bir oyuk görüldüğü ihbarı üzerine Müze araştırmacıları ile bildirilen yere gidilerek hemen çalışmalara başlanmıştır. Konklemera tipi kaya kilitlesinin oyulması ile yapılmış, tavan-taban ve duvarları horasınla sıvanmış 5x5 m. ebadında 2.30 m. yüksekliğinde mezar odası içerisine yerleştirilmiş (5) adet mezardan üçünün kullanıldığı, ikisinin boş olduğu görülmüş ve böylece burasının bir aile mezarı olduğu tespit edilmiştir. Kullanılmış olan üç mezardaki iskeIetlerin oluşturduğu buluntuların incelenmesinde, birisinin erkek, ikisinin bayan mezarı olduğu; ayrıca altın ziynet eşyaları (ölü hediyeleri) çanak-çömlek, cam ve mermerden yapılmış arkeolojik eserlerin inceleme ve değerlendirilmesinden, erkek mezarının Pontus Krallığının en üst düzeyindeki yöneticilerinden (kral, komutan, prens gibi) birine, bayan mezarlarından birinin bu ünlü kişinin (kralın) eşine (kraliçeye) diğerinin de kızana ait olabileceğini düşünmekteyiz. insitü halde bulunan mezarda ölü hediyelerinin (takılarının) uygun yerlere yerleştirildiği görülmüştür.

Amisos, en parlak dönemini (altın çağını) Pontus Kralı Mithridades VI zamanında yaşamış, imparatorluğun yönetim merkezi olmuştur. Kültür ve sanatda bu dönemde gelişip yaygınlaşmış, antik çağın en gelişmiş sikke darphaneleri ile birlikte seramik atölyeIeri de Amisos'ta bu dönemde kurulup geliştirilmiştir. Bu mezarların zenginliği, ölülerdeki altın hediyelerin kalitesi, ince işciliği ve kullanılan semboller Mithridades VI döneminde basılan Amisos Sikkeleri üzerindeki şekil ve sembollerle büyük benzerlik göstermektedir. Bu mezar odasının iki ayrı dönemde kulIanıldığı, pişmiş toprak (seramik) cam, metal ve mermer eserlerin M.Ö. IV. YY'a tarihlenmesi gerektiği; altın süs eşyalarının ise M.Ö. 1. yy'a ait olduğu sanılmaktadır.

buluntuların listesi:
1 çift kadın başlı bilezik, 1 çift aslan başlı bilezik, 1 çift yılan şeklinde bilezik, 1 çift Nike (zafer tanrıçası) şeklinde küpe, 1 çift Eros şeklinde küpe, 1 adet saç tokası, 1 adet yüzük, 3 adet bileklik, 10 adet aplik (hippokampos denilen yarısı at yarısı balık şeklindeki yaratıklar üzerinde Iir çalan nereidler yani deniz perileri tasvir edilmiş), 13 adet düğme (11 adeti sedef kaklamı-Meduza kabartmalı, 2 adeti yakut kakmalı), 1 adet sarkaç, 1 adet taç (defne yaprakları ile şekillendirilmiştir), 4 adet aplik (dikdörtgen plaka şeklinde), 4 adet kolye, 1 adet saç bağı, 1 adet zil şeklinde parça, 2 adet boru boncuk dizili kolye.
Böylece Amisos Hazinesi toplam olarak 64 parça eserden oluşmuştur.
midena pro tou telous makarize

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Amisos Tepesi
« Yanıtla #4 : 27 Ocak 2012, 22:42:02 »


Amisos Tepesi ; Samsun'a batı yönünden girişinizde şehir merkezine girmeden, tam olarak Batıpark'ın  karşısında bulunan tarihi özellikleri ve günümüzün modern görüntüsünü ortak noktada yansıtabilen bir tepedir.Amisos Tepesinde  Cafe Restaurant mevcuttur. Burada dinlenebilir, yemek veya bir çay keyfi yaparak Samsun'u Amisos Tepesinden izleyebilirsiniz.

 Amisos Tepesine Batıpark'tan Teleferik ile şehri tepeden kuşbakışı izleyerek kısa ve zevkli bir yolculuk ile ulaşabilirsiniz. Karadan ulaşım ise, şehrin hertarafından sorarak dahi ulaşabilleceğiniz kadar bilinmektedir. Atakum,Baruthane ve Batıpark klavuz noktalardır.

 Amisos Tepesi bir define avcısı tarafından bulunmuş ve daha sonra devlet buraya el koymuş. Bu tepe Amisos aile mezarı ve hazinesinin bulunduğu Samsun manzaralı bir tepedir. Burada bulunan mezarlardan birinin erkek mezarı Pontus krallığının en üst düzeyindeki yöneticisine (kral, komutan, prens gibi) diğerinin bayan mezarı olup bu ünlü kişinin eşine ait olabileceği ve sonuncusunun da kızlarına ait olabileceği düşünülüyor.

Buradan çıkartılan buluntular Samsun Arkeoloji Müzesi'nin en değerli kolleksiyonunu oluşturmakta. Amisos'un kuruluşu ile ilgili bilgi ise şu şekildedir; Amisos'un kuruluşuşu ve gelişmesi tarihi kaynaklara ve arkeolojik verilere göre başlıca dört aşamada gerçekleşmiş;



1.Dönem (M.Ö.6.yy başı): Sinop'ta bir koloni oluşturan Miletosluların küçük bir yerleşim olan Amisos'a egemen olup Karadeniz ile Anadolu'nun içlerini bağlayan ticaret yolunun başlangıcı olarak kullanılması.

2.Dönem (M.Ö.6.yy ilk yarısı): Kapadokyalıların Amisos'a yerleşmesi.

3.Dönem (M.Ö.6.yy ortası): Kapadokyalı liderin Phokaialılara (Foça) yerleşme izni vermesi ve kentin adının Peiraieos olarak değiştirilmesi.

4.Dönem (M.Ö. 437): Sinop'tan gelen Atinalıların Amisos'a yerleşmesi ve kentin adının Peiraieos olarak değiştirilmesi. Miletoslular Toraman Tepe sırtlarında ilk kenti kurmaya başladılar(Yukarı Kent). Kent surları yapıldı. Caddeler, sokaklar, meydanlar oluşturuldu. Dini yapılar, evler kuruldu. Tepenin doğusunda liman bulunuyordu. Buluntular limanın gerisinde bir Aşağı Kent kurulduğunu gösteriyor. Buluntulara göre Toraman Tepe'nin sırtında kurulan "Yukarı Kentin" 44 hektarlık bir alanı kapsadığı
söylenebiliyor. Kentin doğu, batı ve güneyindeki yamaçlar nekropolis(mezarlık) olarak kullanıldı. Yukarı Kent yönetici, asker, tüccar, din adamları, toprak sahibi gibi varlıklı sınıfların yaşadığı yerdi. Bulunan mozaik, fresko ve heykeller bu görüşü doğruluyor. Liman yakınındaki Aşağı Kent'te ticari depolar ve limanda çalışan denizciler, köleler ve diğer çalışanlar bulunuyordu. Malları Anadolu'nun içlerine götüren arabalar ve katırların ahırları, görevlilerin barınakları da buradaydı. .......
midena pro tou telous makarize

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Ynt: AMİSOS VE AMİSOS HAZİNESİ
« Yanıtla #5 : 27 Ocak 2012, 22:52:51 »
Doğu Karadeniz’in yeşilliklerine; capcanlı insanları, bereketi ve lezzetlerine doğru uzanırken, elbet bir gün yolunuz Samsun’a düşecektir. Peki Samsun’un antik mücevherlerini keşfetmek için rotanızı özellikle bu kente doğrultmaya ne dersiniz?   Zamanın 21. yüzyıla ve ötesine akışı; 1995 Kasımında Samsun’un merkezindeki yol hafriyatında ortaya çıkan bir geniş delikte bulunan ve MÖ IV. yüzyıla ait değerli eşyalarla dolu mezarlarla çakışıveriyor. Anadolu’nun her ne kadar artık olağan karşılansa da olağanüstü arkeolojik bereketinin sürprizi bu. Amisos sikkeleri olarak koleksiyoncuları heyecanlandıran ve antik çağın en gelişmiş sikke darphanelerine ve ünlü seramik atölyelerine sahip olan Amisos kenti, 2100 ila 2400 yıl öncesinin zengin yaşam kültürünün merkezlerinden günümüz Samsun’una bir pencere açıveriyor toprağın altından. Aslında Samsun kentinin geçmişi, birbiri ardına yaşanan acı savaşlarla yüklü.Amisos Hazinesi, Samsun Müzesi araştırmacılarının, M.Ö. IV. yüzyıla; kentin yönetiminde başarıya ve berekete kavuştuğu döneme tarihlendirdiği cam, mermer, madeni ve pişmiş toprak eserler ile M.Ö. I. yüzyıla tarihlenen altın süs eşyalarından oluşan 64 parçalık bir hazine. Samsun Müzesi yetkililerinin araştırmasına göre, bulunan boşluk iki ayrı dönemde kullanılmış bir aile mezarı.

      Araştırma kayıtlarında bu şöyle belirtiliyor:“Konklemera tipi kaya kitlesinin oyulması ile yapılmış, tavan-taban ve duvarları horasanla sıvanmış 5x5 metre ebadında 2.30 metre yüksekliğindeki mezar odası içerisine yerleştirilmiş beş adet mezardan üçünün kullanıldığı, ikisinin boş olduğu görülmüş ve böylece burasının bir aile mezarı olduğu tespit edilmiştirKullanılmış olan üç mezardaki iskeletlerin oluşturduğu buluntuların incelenmesinden, birinin erkek ikisinin kadın mezarı olduğu; ayrıca altın ziynet eşyaları (ölü hediyeleri) çanak-çömlek, cam ve mermerden yapılmış arkeolojik eserlerin ilk inceleme ve değerlendirilmelerinden, erkek mezarının Pontus Krallığı’nın en üst düzeyindeki yöneticilerinden birine (kral, komutan, prens gibi), kadın mezarlarından birinin bu ünlü kişinin eşine, diğerinin de kızına ait olabileceğini düşünmekteyiz. İnsitu halde bulunan mezarda ölü hediyelerinin (takılarının) uygun yerlere yerleştirildiği görülmüştür (taç kafa üzerinde, kolye boyunda, küpeler kulak hizasında vb.) .

Bu insanlar; cam, mermer, madeni ve pişmiş toprak eşyalar yanında iktidarlarının ve zenginliklerinin sembolü olarak som altından, incelikli el işçiliğiyle hazırlanmış eşyalar ile hediyelendirilmişler mezarlarında: İktidarlarının simgesi defne yapraklarıyla şekillendirilmiş taç, zafer tanrıçası Nike sembollü küpeler, kadın başı, aslan başı gibi süslemelerle bezenmiş bilezikler, bileği saran yılan şeklinde bilezikler, sarkık zarif zincirleriyle saç bağı, elbise süsleri, sedef ve yakut kakmalı düğmeler, kolyeler, zil şeklinde bir parça, bir sarkaç. Som altın eşyalar yalnız zevk ve zenginliği değil, mitolojik hikayeleri ve inançları da yansıtıyor. Baş süslerinden küpelerde Eros var. Zafer tanrıçası Nike de küpeleri süslüyor. Hayat, her şeyden önce hava alabilmeye bağlı olduğu için, gökyüzünde uçan kuşlar kanatlarıyla hayatın ruhunu imgelemiş. kanatlarla uçmanın, hayatın ölüme karşı zaferi olduğuna inanılmış. Böylece, Nike tanrıçasının zaferin müjdecisi olduğuna inanılmış. Nike tüm diğer anrıçalar gibi uçar.

Nike tüm diğer anrıçalar gibi uçar, biçim değiştirir, gelecekten haber verir. Eski Yunanların askeri zaferlerini simgeler, bu zaferlerin görkemli kutlamalarını düzenlediğine inanılır. Eski Yunan kültüründe rekabetin ne denli önemli olduğunu hatırlatır. Hazinedeki elbise süsü plakaların on tanesinin üzerleri, hippokampos denilen yarı at yarı balık şeklindeki yaratıkların üzerinde oturarak lir çalan Nereidlerin kabartmaları ile süslü. Nereidler, Akdenizli balıkçıları çok tehlikeli fırtınalarda koruduğuna inanılan deniz perileri. Gelecekten haber verirlermiş. Antik Yunan sanatında, Hippokamposlarla birlikte denizlerin tanrısı Poseydon’un etrafında betimlenmişler. Meduza kabartmalı düğmeleri, gözgöze gelindiğinde taşa döndüren Meduza, elbiseyi giyeni koruyormuş anlaşılan. Hazinesi Samsun Müzesi’nde, olağanüstü güzellikteki Roma taban mozaiklerinin hemen yanında sergileniyor

Samsun’un Romalı halkından yadigar. Samsun’un halkları hakkında küçük bir hatırlatma yapalım. Samsun, MÖ VI. yüzyılda muhtemelen Milet (Miletos) ve Foça’dan (Phokaia) gelen İonyalı Greklerin kurduğu Sinop gibi önemli bir Karadeniz liman kenti olarak “Amisos” adıyla kurulmuş. Kızılırmak (Halys) ve Yeşilırmak (İris) nehirlerinin arasında, deniz kenarında, bir tepenin üzerinde yer almış. Açık bir liman görünümünde olan kent, Helenistik dönemde de Sinop’un (Sinope) geçmişine benzer şekilde, Pontus Kralı VI. Mithridades Eupator hükümdarlığı sırasında refaha kavuşmuş, tapınaklar ve diğer yapılarla donatılmış. Ne var ki, M.Ö. 71’de Lucullus komutasındaki bir Roma Ordusu Kral Mithridades’i burada sıkıştırarak, kenti yakıp kül etmiş.

Ancak Komutan Lucullus, bir antik Yunan kentini yıkmış olmaktan dolayı duyduğu vicdan azabıyla Amisos’u yeniden inşa ettirip evsiz kalan halkına yeniden ev tahsis edilmesi emrini vermiş. Kent kısa zamanda yeniden kurulup, 15 yüzyıl boyunca Doğu Karadeniz’in ana limanı olma özelliğini korumuş. Yaklaşık 1194’te Selçukluların aldığı kent, Türklerin koydukları Samsun adıyla anılmaya başlamış. Osmanlılar Samsun’u 1425’te aldıklarında, siyasi ve ticari açılardan anlaşamamış olacaklar ki, Cenevizliler kendilerine ait yerleri ateşe verip deniz yoluyla kentten ayrılmışlar
midena pro tou telous makarize

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Amisus Mavi Şehrin Öyküsü Samsun
« Yanıtla #6 : 27 Ocak 2012, 22:56:21 »

Amisus Mavi Şehrin Öyküsü Samsun
Yücel Bayar

her şehirde mazinin izi bulunur bir parça. Ve biz bu izi takip ettikçe tanırız şehri. Tanıdığımız kadar severiz onu ve sevdiğimiz kadar da bağlanırız şehre. İşte o zaman şehir bizim olur, bizden olur...

Anlarımız anılarımız kalır şehirde... Bizden sonrakilere iz kalır. Bıraktığımız her iz şehrin geleceği ve geleceğin şehri olur... Ve şiir olur şehir, şiir gibi dökülüpdudaklarımızdan usul usul akar gönlümüze. Öyle bir şiir ki, bazen bir mısrasında binlerce şehrin öyküsü yatar bu şiirin... İşte böyledir Anadolu. Bir mısrasında, binlerce şehrin öyküsünü anlatan şiir gibi şehirleri vardır Anadolu'nun...
midena pro tou telous makarize

Çevrimiçi Wolfeye

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 4650
  • Teşekkür: 53
  • Cinsiyet: Bay
    • Sanat tarihi
Karadeniz Kıyı Kentleri / Samsun Hopa Arası
« Yanıtla #7 : 27 Ocak 2012, 23:32:19 »
Karadeniz Kıyı Kentleri / Samsun Hopa Arası
Doç. Dr. Ünsal Bekdemir

Bu eserde, Türkiye'nin kentsel yoğunluk alanlarından biri olan Samsun Hopa arası Karadeniz kıyı kuşağı kentlerinin kuruluşları, gelişmeleri, nüfus özellikleri ve fonksiyonları incelenmektedir. Ülke genelinde olduğu gibi, bu kıyı kuşağındaki kentlerde de dikkat çekici bir şekilde görülen düzensiz ve plansız kentleşmenin nedenleri ve yol açtığı sorunlar, çözüm yollarıyla birlikte ele alınmaktadır. Ayrıca kentleşmenin gelecekteki boyutları ve sonuçlarının neler olabileceği tartışılmaktadır.
midena pro tou telous makarize